DÜNYANIN EN GÜZEL EVİNDEN, İKİ MUHTEŞEM TABLO

2015-12-17 13:17:00
DÜNYANIN EN GÜZEL EVİNDEN, İKİ MUHTEŞEM TABLO |  görsel 1
DÜNYANIN EN GÜZEL EVİNDEN, İKİ MUHTEŞEM TABLO |  görsel 2
DÜNYANIN EN GÜZEL EVİNDEN, İKİ MUHTEŞEM TABLO |  görsel 3

            KABEYE yaklaşan son merdivenlerden aşağı inerken her defasında heyecandan kalbim yerinden fırlayacak gibi olurdu hep. İşte yine o heybetli Kabeyi sanki ilk kez görüyormuş gibi, sanki göğüs kafesimin altında bir kuş vardıda mutluluktan pır pır çırpınıyordu. Tavaf alanına doğru yaklaştıkça Rabbime defalarca kez hamdediyordum, benim gibi bir fakiri evine kabul edip, misafir ettiği için. Günahlarımın affına ve Rabbimin bana dünyada ve ahirette vereceği tüm nimetlere vesile olmasını dileyerek tavafa niyet ettim. Hacerül esvede sağ elimi kaldırıp “Bismillahu allahuekber ve lillahil hamd” deyip kainatın en büyük kamerasına poz verip tavafa girmiştim. Öyle bir ruh halinde idim ki o an, sanki tavaf alanında bir ben birde Rabbim vardı. Sanki tüm insanlar birden yok oldu. Gözlerim kabeyi yudum yudum içerken, dilim zikirde, ruhumsa sanki kabenin duvarlarına tutunmuş arşa doğru yükseliyordu. Sanki boyut değiştirmiştim, ruhum arşın eteklerine tutunmuş, o tarifi imkansız vuslatın lezzeti ile kendimden geçiyordum ki, SUBHANALLAHU, diye etrafa yayılan bir kız çocuğu sesiyle irkildim. O alandaki tüm hacıların ruhlarına işleyen bir seda idi. Gayri ihtiyari sesin sahibini aradım. Bir baktım tüm hacılarda benim gibi sesin sahibini arıyordu. Yanımda, önümde göremedim onu. Arkama döndüğümde beş adım gerimdeydi. Tekerlekli sandalyede oturan yaşlı ninelerinin iki tarafında bir kız çocuğu ve bir erkek çocuğu, arkalarında anne ve babaları ninelerinin arabasını sürüyorlardı. Tavafta yapılan duaları her iki çocukta ezbere biliyor, sırayla bir cümlesini kız bir cümlesini erkek çocuğu biraz yüksek sesle okuyorlardı. Anne babası büyük annesi ise onların ezbere okuduğu duaları tekrarlıyordu. Bu tabloyu gör&... Devamı

AKLINI BAŞINA AL

2014-10-11 16:11:00

Pişman olacağın, dizlerini dövecegin o gün gelmeden aklını başına al... Anne karnındaki bebeğin ağzı vardır, gözü vardır, kulağı vardır, eli vardır, ayağı vardır. Bütün azaları tam tekmil verilmiştir. Halbuki bunların hiçbirine ana rahminde lüzum yoktur. Orada çocuk, gıdasını göbeğinden annesine bağlı bir hortumla almaktadır. Simdi bu çocuk: - Ya Rabbi!, şu hortum bana yetmektedir. Peki şu ağıza, su göze, şu kulaga, şu ele, şu ayağa ne luzum var. Bunların tamamı hiç bir işe yaramamaktadır? dese... Herhalde şöyle bir cevap alacaktır: - Acele etme ey kul! Sen kısa bir müddet sonra öyle bir aleme gideceksin ki burada 'her şeyim' dedigin hortum, orada hiçbir şeye yaramayacak, kesilip atılacak. Lüzumsuz sandığın ağız, göz, kulak gibi şeylerde en luzumlu azaların durumuna gelecek. O çocuk bu gerçeklere akıl sır erdiremese ve bir inkarcı olarak dünyaya gelse, hakikaten ana rahminde herşeyi demek olan hortumun işe yaramadığını, onu doğurtan doktorun onu kesip attığını; lüzumsuz sandığı ağız, göz gibi azalarının devreye girdiğini, onlarsız olunmayacagını anlasa utanır mı, utanmaz mı? Ana rahminde kendisine söylenenlere inanmadığı icin dizlerini dovermi, dovmez mi? Şu anda bizler de, tıpkı o bebek gibi bir ‘’ananın rahmindeyiz’’ 9 ay, 9 sene veya 90 sene sonra bir başka dünyaya doğacağız. O dünyanın adı da ahiret. Biz şu anda ‘’dunya anamıza maddi hortumlarla’’ bağlı durumdayız. Eğer biz: - İşte geçinip gidiyoruz. Ya Rabbi! Şu Namaza, Oruc’a, Hacc’a, Zekat’a, Din’e, İman’a İslam'a ve O’nu yaşamaya ne lüzum var? dedigimiz takdirde. Şöyle bir cevap alacağımız muhakkak değil mi? - Ey kullarım! Kısa bir müddet sonra bu dünyadan ayrıalcaksınız. Öyle b... Devamı

SENİN AŞKIN VAR ALLAHIM

2014-09-19 21:14:00

Aşk Allah'a olunca güzel. Devamı

İnsan asla kendinden başka yere KAÇAMIYOR

2014-06-18 03:02:00

          Deli dolu yıllarımda, annem yaptığım hatalara, neden böyle yaptığımı sorduğunda, “sonucun böyle olacağını tahmin edemedim anne” derdim. Oda bana acı acı gülümser; “yaşadıkça öğreneceksin. Acıların ve kaybedişlerin en güzel tarafı bu sanırım, insan hayatı ancak bu vesilelerle öğreniyor.” derdi. Benimse hayatı anlamam biraz uzun sürdü sanırım. Bir müslüman bir delikten üç kez ısırılmaz der sevgili Peygamberimiz ama, ben insanlara, sevdiklerime veya tarafından sevildiğimi sandıklarıma ve özellikle de müslümanlara, kötü olmayı, nankörlüğü, ihaneti, adaletsizliği, vicdansızlığı ve vefasızığı hiç yakıştıramadığım için, maruz kaldığım tüm canımı yakan olaylara hep hüsnüzanla yaklaştım.         “aslında böyle yapmak istememiştir, akıl edememiştir, bir an boş bulunmuştur, doğru yaptığını sanmıştır, farkında değildir, vakti olmamıştır, imkan bulamamıştır....vs.”         İnsan hayata, gözlerine hep suizan gözlüğü takarak baktığında, nasılki hiç bir olayı ve kişiyi net göremiyor, sadece görmek istediği çirkin ve yanlış surette görüyorsa, daima hüsnüzan gözlüğü taktığında da, kesinlikle hiç bir gerçeği olduğu gibi göremiyor hep inandığı ve görmek istediği gibi olumlu ve güzel görüyor. İşte Rabbim kullara gerçekleri göstermek için musibetleri yaşatıyor olmalı. Hiç bir okulun, hocanın, anne-babanın, kitabın veremediği dersi, Rabbim musibeetlerle insana veriyor. Eğer alıcıları açıksa kulun yaşadığı musibetlerin hikmetlerini görüp, alması gereken dersi, bedeli ağırda olsa bu yolla alıyor. neden kıyarki insan sevdik... Devamı

İNSAN SEVİLDİĞİNE DEĞİL, SEVDİĞİNE TESLİM EDER YÜREĞİNİ

2013-11-15 19:00:00

          GÜL ÇÖPLÜKTE AÇMAMALI…           Sevgi insanoğlunun aldığı nefes ve yediği ekmek kadar ihtiyaç duyduğu bir duygudur. Eğer hayatında kadir kıymet bilip kişiye hak ettiği değeri, sevgiyi verenler var ise hayatında pek çok olumsuzluk olsa da, mutsuz değildir, kalbi huzurlu,  gönlü sükunludur.  Yine bir insanı maddi zenginlik makam, şöhret mutlu etmeye yetmez. Eğer sahip olduğu değerleri hayatında ki menfaatperestlerle paylaşıyorsa ve çevresindeki insanlar sadece makamı, parası ve kendi hayatlarını kolaylaştırdığı için o kişinin yanında iseler asla huzurlu olamaz. En yakınları dahil  çevresindeki her insana potansiyel sömürücü gözüyle bakan bir kalp nasıl huzurlu olabilir ki.? Çoğu zamanda sevmenin ve sevilmenin tarifini yanlış algıladığımız için hayatımız hep bir karmaşa ve kaosa dönüşmektedir.          İnsan SEVİLDİĞİNE teslim olmaz ama, kesinlikle SEVDİĞİNE teslim eder yüreğini. Çünkü sevilmek değil, SEVMEK insanın kalbine sükun, hayatına huzur verir. Sizin için hiçbir değeri olmayan kişi yada kişiler tarafından sevilmeniz bir anlam ifade etmez. Sevse de hoştur sevmese de. Kıymet verse de fark etmez vermese de. Mutluluğun anahtarı SEVDİĞİMİZ TARAFINDAN SEVİLMEMİZDİR. Kişi sevdiğine teslim eder yüreğini, çünkü bilir ki karşısında sevgisini hak eden, kendisi için emek verip bedel ödeyerek sevgisini kazanan biri vardır. Bir insan karşısındakine emek veriyor sevgisi uğruna bedel ödüyor ise o kişiyi sevmiş demektir. Emekleri karşılığında sevilmeyi de hak etmiştir. Seversiniz onu minnetle, aşkla, sadakatla teslim olursunuz ona. Teslim etmişseniz duygularınızı sevdiğinize iki yüre... Devamı

Adını Kalbime yaz...

2013-08-29 18:12:00
Adını Kalbime yaz... |  görsel 1

Adını yüreğime yaz Rabbim, sonra beynime Ve korkunu işle, günahlarla kirlenen kalbime İşle ki zincir vurayım harama uzanırsa ellerime Prangalar takayım yanlışa yürürse ayak bileklerime Korkunu yaz ki mil çekeyim harama bakarsa gözlerime Kor ateşler koyayım adını anmaktan uzaklaşırsa dilime Adını kalbime yaz ve kat beni razı olduklarının  seline Ruhumun boşluklarını doldur taşır aşkınla sevginle Her an, her saniyemi meşgul eyle ilminle Ve hikmeti öğret bana, gözlerimi gözlerin eyle Doldur hayatımın her anını cihatla ve kendinle İçimi dışımı takva elbiseleriyle donat ve süsle İkramlarını koy fakir halde sana uzanan ellerime Ve kopmaz zincirlerle bağla beni iman nimetine Tutukla beni Rabbim, mahkum eyle cennetine Rahmetinle yargıla, cenneti müebbet yaz kaderime                                                             Nazlı Yenidünya ... Devamı

Doğum gününde Peygamberimize ne hediye verdiniz...?

2013-04-23 05:40:00
Doğum gününde Peygamberimize ne hediye verdiniz...? |  görsel 1

             Biz seni tanımadan sevdik efendim. İnsan tanımadığını nasıl severdi? Nerden bilebilirdi sevdiği neden hoşlanır neye kızar. İnsan tanımadığı birini nasıl ağırlardı sofrasında en güzel şekilde? Ya sevdiği şeker hastasıysa, sofraya koyduğu tatlılardan hastalanmazmı? Ya tansiyon hastasıysa, tuzlulardan hastalanmazmı? İnsan sevdiğinin hassasiyetlerini bilmeden onu nasıl ağırlardı Efendim... Allahın elçisi dediler, peygamber dediler, nebi dediler, çok mubarekti dediler. Sevenler seni ünvanından dolayı sevdi efendim. Biz seni tanımadan sevdik, işte bu yüzden hiçbir zaman sana layık ümmet olamadık Efendim. Oysaki Allah yüce Kuran'da şöyle buyuruyordu;        “Kalem suresi-4) Elbette sen çok yüce bir ahlak üzeresin.”        Seni sevmek senin ahlakınla ahlaklanmaktı ama biz senin ahlakını değil sadece adını sevdik ahlakının ne olduğunu hiç bilmeden Efendim. Adaletten uzak kaldık... Vicdanlarımız taştan katıydı... Birbirimizin kuyusunu kazdık... Kendi ailemizin bile güvenini kaybettik ... Dünyaya geliş gayemizi unuttuk... Yalan, kin, kibir sahibiydik...ama seni seviyorduk. Müslüman kardeşlerimize düşman gözüyle bakıyor , Rakip gözüyle, öteki grup gözüyle bakıyorduk... ama seni seviyorduk. Şeytanın en yakın dostu, nefsimizin tutuklusu idik ama seni seviyorduk. Tıpkı Allah'ıda tanımadan sevdiğimiz gibi...        Seni sevmenin yolunun ahlakınla ahlaklanmak olduğunu anlayamadık. Sen bizim için bir gonca güldün çok güzeldin. Ama nasıl güzel bir gül olunur bunu hiç anlamak istemedik bu yüzden hep diken olduk kanattık her daim çevremizi, en çok da sevdiklerimizi..!    &... Devamı

Pek çok şeyi kaybettikçe, hayatın gerçeklerini anladım...

2013-04-18 08:56:00

Aynı kuyuya üç kez düştüğümde, hiç bir zaman akıllanamayacağımı anladım...   Her ne kadar geçmişte yaşananlardan öğüt alsamda, yaşadığım her yeni acıda, şeytanın ve zalimlerin asla yakamı bırakmadıklarını görünce, hayatımın son bulacağı ana kadar imtihanın bitmeyeceğini anladım...   "Al-İ İmran/186- Muhakkak siz, mallarınız ve canlarınız hususunda imtihan olunacaksınız. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah'a ortak koşanlardan size eziyet verici bir çok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah'dan gereği gibi korkarsanız, şüphesiz işte bu azmi gerektiren işlerdendir."     Ellerinden tutup çamurdan çıkardığım, dertleriyle dertlenip, merhametle sarıldığım insanların, sıkıntılarından selamete çıktıklarında, zehirlerini hayatıma kusan bir yılan olduklarını gördüğüm zaman, merhametin fazlasının da şeytanın tuzağı olduğunu anladım...     Daha dün pislik içinde yüzenlerin şu an kendini, Hz Meryem ve Hz Yusuf gibi gördüklerinde, insanoğlunun ne kadar da unutkan olduğunu anladım...   Güvendiğim dağlara kar yağdığında, aslında tüm dağların hep karlı olduğu gerçeğini anladım...   Çaldığım kapılar bir bir yüzüme kapandığında, aslında Allahın kapısından başka hiç bir kapının gerçekte var olmadığını anladım...   Bakara/155- Çaresiz biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz."   Ayetini okuduğumda dünyada, huzuru mutluluğu kısaca cenneti aramanın ne kadarda boşuna bir çaba olduğunu anladım..   Kınadığım her şeyin kendi başıma da geldiğini gördüğümde, aslında yapılan her yanlışın, sahibince ge&cc... Devamı

Engelleri Aşanlar...Kutsal topraklarda anılarım...

2012-11-30 08:55:00
Engelleri Aşanlar...Kutsal topraklarda anılarım... |  görsel 1

Niye korksun du ki, yaşarsa hacı, ölürse şehit olacaktı          Peygamber efendimiz bir hadisinde; “Ramazanda umre yapan benimle birlikte hacc yapmış gibidir.” Buyuruyor. İnsanların oruçlu olmalarına rağmen, pervaneler gibi Kâbe’nin çevresinde dönmeleri beni çok duygulandırıyordu. Öğle namazı sonrası olduğu halde tavaf alanı çok kalabalıktı. Sanırım herkes günün en sıcak saatinde tavafın daha sakin olacağı düşüncesinde olmasından dolayı böyle olmuştu. Bazı Müslümanların ellerinde su bidonları, sıcaktan bunalanların yüzlerine su püskürttükçe, biraz olsun ferahlayan insanlardan, Allah razı olsun fısıltıları dolduruyordu etrafı. Hacerül esved ve Hicri İsmail arası inanılmaz kalabalık, Hicri İsmail’den Rüknu Yemani köşesine doğru biraz ferahlıyor, insanlar biraz nefes alıyordu.             Rüknu yemani köşesine yakın, birkaç adım ilerimde enteresan bir boşluk insanların arasında devam ediyordu. Boşlukta daha hızlı tavaf ederim düşüncesiyle biraz hızlanıp boşluğa girdiğimde, o boşluğun normal bir boşluk olmadığını anlamış ve gözlerimi o boşluğun müsebbibinden alamamıştım. Suphanallah dedim onu gördüğümde, sağlıklı insanlar bile ezilirim korkusuyla hep dışardan üst katlardan tavaf ederken bu özürlü Müslüman Kâbe’ye en yakın yerden tavaf ediyordu, bir an cesaretine hayret etmiştim…Allaha hakkıyla güvenmek bu olsa gerekti. Niye korksun du ki, yaşarsa hacc sevabı alıp tertemiz olacak, ölürse şehit olacaktı. İkisinde de karda idi. Resmini çekebilir miyim diye izin istedim. Gülümseyerek başıyla olur dedi. Tavafta olduğu sürece insanlar ne kadar sıkışık olsalar da bu özürl&uu... Devamı

Yeni yılımız tüm islam alemine mubarek olsun...HİCRETİ ANLAMAK..

2012-11-16 09:42:00

       Dün gece telefonuma yeni yıl kutlama mesajı geldi ama bende kayıtlı olmayan bir numaradandı ve ilginç bir üslubu vardı sahibini merak edip aradım. Karşıma bir çocuk çıktı. Sen kimsin dedim, ben Ayşenur; annemin kontörü yoktu babamın telefonundan mesaj attım yeni yılını kutlamak istedim teyzecim dedi. Ayşenur okula bu yıl başlayan değerli bir arkadaşımın henüz yedi yaşındaki kızıydı. Ayşenur yılbaşına daha  var çok acelecisin dedim, Ayşenur’un cevabı ise, ama teyze ben bizim yılbaşımızı kutlamak istedim yani hicri yılbaşını, yarın hicri yılbaşı ya dedi. Beni şaşırtmaya devam eden Ayşenur’a; küçük meleğim hicri yılbaşı ne demek diye sordum, Müslümanların Mekke’den hicret ettikleri tarih dedi, peki sen hicretin ne olduğunu biliyor musun dedim, ayrılmak yani Allah için bulunduğun ortamı terk etmek, geride sevdiklerin kalsa bile Allah’ın dinini yüceltmek için yollara düşmek dedi. Bu cümleleri yedi yaşındaki çocuktan duymak beni inanılmaz duygulandırdı ne diyeceğimi bilemedim ağlamaya başladım seni seviyorum Ayşenur Allah annenden ve babandan razı olsun senin gibi bir evlat yetiştirdikleri için dedim. Bende seni seviyorum sen benimle oynuyor ve bana hediyeler alıyorsun beni mutlu ediyorsun bende seni mutlu etmek istedim ilk sana yazdım dedi.        Ayşenur’la konuşurken sevinçten ağlayan ben telefonu kapatınca halime ağlamaya başladım. Küçücük bir çocuğun sözleri kendimi tahlil ettikçe beni derinden yaraladı. Hicreti küçük bir çocuğun anladığı kadar bile anlayamamıştım.  …….Eğer HİCRET ayrılmaksa küfür ortamlarından ve küfürden, biz bu küfür ve zulüm kokan beldelerde sırf rızık endişesi, kariyeri kaybetme korkusu bu... Devamı

Ölürüm sevdiğim zehirim Sensin...Allah merhamet etsin usta...

2012-09-27 18:44:00

Yanan yüreklere tercüman olan usta da göçtü dünyadan...Yalan dünyada sonu gelmeyen hiçbirşey yok imiş..Allah fanilerin peşine düşmekten kurtarsın bizi... Devamı

GÖZLERİME BAŞKA BİR ALEMDEN BAKAR GİBİYDİLER...BOŞ..BOŞ

2012-07-27 12:29:00

         Gözlerime başka bir alemden bakar gibiydiler, boş boş…         Eğer Allah’ın yeryüzündeki HALİFESİ olduğunuzu idrak etmiş bir Müslümansanız, yüce Kur ’andaki “müminler onlardır ki iyiliği emreder kötülükten sakındırırlar” emrinin gereğini yerine getirmek için harekete geçersiniz. Çünkü Allah; “(Ali İmran-142) -Yoksa Allah içinizden cihad edenleri ayırt etmeden, sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete gireceğinizi mi sandınız?” ayeti tüm ağırlığıyla oturmuştur omuzlarınıza. Her bilgi bir yüktür ve bu yük Allah’tan ise layıkıyla kaldırılması gerekir. Artık, Allah’ın Kitabından öğrendiklerinizi insanlara anlatmak için, yollara düşersiniz.           İşte bu süreçte, bazen bildiğiniz tüm hikmetli kelimeleri kullandığınız halde derdinizi karşı tarafa bir türlü anlatamazsınız ya.  Zaman zaman Allah’ın azametini, celallendiği zaman azabının hayal bile edilemeyecek derecedeki şiddetini, bazen de tüm hatalarımıza rağmen affını merhametini, rızasını ve cennetini anlatırken,  pek çok kişinin gözlerinize boş boş baktığını, hiçbir şey anlayamadığını görünce  hep hayrete düşersiniz ya. Sonra eksiği kendinizde arayıp, acaba neyi atladım ki anlayamadılar der, hep kendinize kızarsınız ya. Ya bilginizin, ya da anlatma kabiliyetinizin yeterli olmadığını düşünüp kendinizi başarısız bulursunuz ya.  İşte böylesi anlarda içinizden bir ses şöyle der; “Artık anlatmayı bırak, seninkisi boşa kürek sallamak, ne kadar çabalasan da yeterince başarı gösteremiyorsun, baksana tebliğ ettiğin kimsenin rotasını Allah’a çevir... Devamı

Arşa Yollar Gördüm Beytullah'da Ben...

2012-07-26 21:10:00
Arşa Yollar Gördüm Beytullah'da Ben... |  görsel 1

  Bir sancak altında kaç milyon insan, Ne tenleri benzer, ne dilde lisan... Olmuşlar... Tek yürek, tek beden de can; İnsanlığı gördüm... Beytullah'ta ben... Yedi bağın gülü, aynı destede, Yetmiş iki millet, aynı listede, Kaç milyon ''Âmin'' der, aynı bestede; Tevhîd'le haşroldum... Beytullah'ta ben... Sînelerde alev, ne kül ne duman, Dillerde bir soru: ''Vuslat ne zaman?'' Cehennem söndürür, böylesi îman... Aşk ne imiş gördüm... Beytullah'ta ben... Okyanuslar aşmış, gelmiş nicesi, Aç, susuz, uykusuz, gündüz gecesi... Her nefes, dilinde Kur'ân hecesi; Sevdâlılar gördüm... Beytullah'ta ben... Rabb'in o davetli misafirleri; Doldurmuş, Mekke'de her karış yeri. Dillerinde dinmez, ''LEBBEYK'' sesleri, Arş'a yollar gördüm... Beytullah'ta ben... Bir damla misâli, kapılmış sele; Zengin, fakir, paşa, nefer elele... Yan yana secde de, sultanla ve köle; Mahşerle tanıştım... Beytullah'ta ben... Baktım... Sofrasında, nice melekler; Bir tas zemzem suyu, kuru ekmekler, Gözleri Kâbe'de iftarı bekler, Tokluğuma yandım... Beytullah'ta ben... Bir zerre gözü yok, dünya aşında, Âhir rızkın arar, harman başında, Rabb'in nazarını, Kâbe taşında; Gören gözler gördüm... Beytullah'ta ben... Kiminde kalmamış, derman bacakta; İki büklüm yürür, gitmez kucakta... Erimiş.. Kaybolmuş.. Cenâb-ı Hakk'ta Pervaneler gördüm.. Beytullah'ta ben... O kambur sırtında, eski torbası, Torbasında sanki, Cennet urbası.. Hele bir, kıyamda var ki durması; Göz göz oldum, doldum... Beytullah'ta ben... Bin... Devamı

Üzülme der Mevlana ve devam eder; Kızma hiç kimseye

2012-06-25 19:41:00
Üzülme der Mevlana ve devam eder; Kızma hiç kimseye |  görsel 1

Üzülme der Mevlana ve devam eder; Kızma hiç kimseye yaptıklarından dolayı aksine teşekkür et ihanet edenlere sadakati öğrettikleri için...Minnet duy yalancılara doğrunun farkına varmanı sağladıkları için...Mutsuz edenlere dua et mutluluğu daha derin hissettirdikleri için.. Herkesi sev yaşamına bir anlam kattığı için..Hayat bu yüzden daha güzel siyahlar beyazı farkettirdiği için.. ...Kaynak : kaanil.blogcu.com ...   Kaynak : selmaalagoz.blogcu.com   Devamı

Öyle İse, Kalbini Rahat Bırak...

2012-06-20 00:10:00
Öyle İse, Kalbini Rahat Bırak... |  görsel 1

Unutmayacaksın. Daha doğrusu, unutmaya çalışıp, bunun için çabalamayacaksın. Gerekirse, yüreğine taş basacaksın. Gecen gündüzüne karışacak, hayatın alt üst olacak belki. Gözünü kırpmadığın geceler olacak. Gündüzün bir anlamı kalmayacak. Gam ve keder yüreğini mesken tutacak. Acının ta içinden geçeceksin. Bu hayata, “hayat” demeyeceksin. Yaşamayacaksın, ölüp ölüp dirileceksin. Ölümün içinden geçeceksin, ölmeden evvel. Öyle ki; acıdan müteşekkil olacaksın. Sen acının bizatihi kendisi olacaksın. Aşka inanıyorsan eğer (ben şefkate inanıyorum), aşkın kederine de inanacaksın. Aşkın sadece kaymağına talip olmayacaksın. Aşkın sonuçlarına da razı olacaksın. Baksana, aşka gerçekten inanan şair Sezai Karakoç ne diyor, nasıl da yürekli diyor: “Ben çiçek gibi taşımıyorum göğsümde aşkı/ Ben aşkı göğsümde kurşun gibi taşıyorum/ Gelmiş dayanmışım demir kapısına sevdanın/ Ben yaşamıyor gibi, yaşamıyor gibi yaşıyorum/ Ben aşkı göğsümde kurşun gibi taşıyorum” Hiçbir sızlanma var mı bu dizelerde? “Onu nasıl unutabilirim, aşkın acısından nasıl kurtulabilirim?” diye en ufak bir serzeniş var mı? En önemlisi, “Zavallıyım” sözünü yüreğine sokmayacaksın. Beni bıraktı ya da sevgime karşılık vermedi; “sevilmeye layık değilim ki” diyerek kendine ihanet etmeyeceksin. Göğsünde bir kurşun gibi taşıyacaksın aşkı; göğsüne çiçek gibi takıp, ne zaman kuruyacak diye beklemeyeceksin. Kalbine karışmayacaksın. Âşık olurken kalbin sana bir şey sormadıysa, maşukundan soğurken de sana sormayacak inan. Kalbin kararını kendi verecek. Kalbini rahat bırakacaksın. Ayrıca, onu çok seviyordun hani? İnsan sevdiğini u... Devamı

Kabe'nın küçük misafirleri

2012-06-04 23:40:00
Kabe'nın küçük misafirleri |  görsel 1

Rabbimin seçkin misafirleri. Devamı

Kabe'nin küçük misafirleri

2012-06-04 23:34:00
Kabe'nin küçük misafirleri |  görsel 1

Kıyamam sana bebeğim ne kadarda uykun var değilmi. Şimdi rahat yatağında olmak vardı ama "DÜNYA CENNET DEĞİLKİ"  Müslümanlar uykuyu kabre bırakır. Zaman öyle hızlı akıyorki biraz daha sabret, Ölüm çok yakında ve her insan ölecek yaşta...Öyle ise sabret, dünya meşekkat yeri. Ancak sabredenlere verecek Allah cenneti Devamı

Şanslı Bebekler...

2012-06-04 23:19:00
Şanslı Bebekler... |  görsel 1

Rabbimin beytinde dört çocuklu bir annenin en küçüğü. Allah'ın rızasını ararken yanında getirdiği dört küçük çocuğu buna enğel olarak görmemiş...Daha çok yorulmuş daha çok harcanmış ama Rabbine misafir olmanın mutluluğu bunları bastırmış. Allah tüm inananlara böyle bir şuur nasip etsin. Aminnn Devamı

Bedensel özürmü daha kötüsü, DÜŞÜNSEL ÖZÜR mü.?

2012-03-23 23:43:27
Bedensel özürmü daha kötüsü, DÜŞÜNSEL ÖZÜR mü.? |  görsel 1

       Hacc ve umre yolcularının en tanışık olduğu şeydir, yorgunluk ve uykusuzluk. Daha fazla ibadet edeceğim diye çogu zaman oteldeki yemek saatlerinide kaçırırsanız bazen bir günü aç geçirebilirsiniz. Açlıktan bu denli midem ağrımasa hala yemege gideceğim yoktu. Şöyle bir yemeklere göz attım onca çeşit içinde yiyebileceğim sadece pilav ve yoğurdu alıp masaya oturdum. Birkaç dakika sonra gözüm beş altı masa ilerideki bir aileye takıldı. Kaşık elimde kalakaldım gördüğüm manzara karşısında. Bu tablo beni öyle etkilemiştiki mutlaka resimlerini çekmeliydim. Ama nasıl.? Camera ile çeksem farkedilecekti. Telefonla uğraşıyor gibi gizlice telefonuma çekmiştim. Bu resmi internette yayınlamalıyım diye düşünüyordum. Ama içimde bir huzursuzluk vardı ya aile bu resimleri internette görür, bundan rahatsız olursa. Ertesi gün bu aile ile aynı kafilede olduğumuzu öğrendim. Ve anne ile yakınlaşmaya çalıştım daha sonra baba ve oğulla. Babaya gizlice resimlerini çektiğimi ama bunun etik olmadığını düşündüğümü ama kendilerinden çok etkilendiğimi söyleyince sağolsun Hacı abi eğer maddi bir çıkarım yoksa resmi tekrar çekebileceğimi ve yayınlayabileceğimi söyleyince inanılmaz sevinmiştim. Böyle bir tabloda insanlara mesaj vermekten başka, nasıl bir çıkar düşüncem olabilirdiki..!        Her zaman anne baba ve oğul masaya otururlar. Baba yüzünde hiç eksilmeyen tebessümle, önce oğlunu doyurur sonra kendisi yerdi. Anenin yükünüde kendi üzerine almış, anneye daha rahat ibadet yapma fırsatı tanımıştı. Onlara bakmaya doyamazdım. İşte Allahı'ın istediği, kulların hayal ettiği müslüman aile modeli bu değilmiydi. ... Devamı

Allah bizi birbirimizle tamamladı...Gülseren Mirci...

2012-03-20 16:55:22

Allah bizi birbirimizle tamamladı...Gülseren Mirci... Allah Bizi Birbirimizle Tamamladı Gülseren Mirci'yi tanımak bana insanı, İslamı, sevgiyi, vefayı, fedakarlığı, gayreti, aşkın bedensel bütünlük değil ruhsal bütünlük olduğunu ve  kaderi kabullenmeyi yeni baştan öğretti...Ben kendimi şanslı hissediyorum. Eğer sizde bu hasletlerinizi yeniden gözden geçirmek isterseniz buyrun Gülseren Mirci hakkında yazılan bu yazıyı okuyun...nazlı... Bayram ziyaretlerini tamamlayıp evinize çekildiyseniz toparlanın, Duisburg'a gideceğiz. Sizi öyle bir çiftle tanıştıracağım ki bazı kelimelerin anlamını yeniden düşüneceksiniz. Mesela sevgiyi, sabrı, sebebi ve sonucu. Mesela mucizeyi, metaneti, mazlumiyeti ve mücadeleyi. Mesela inancı, emeği ve vefayı... Kapıyı evin beyi açacak, 'hoş geldiniz' diyecek. Eşi ayaklarıyla değil, gözleriyle ayağa kalkacak. Genç kadın koltuğunda, etrafı yastıklarla desteklenmiş, bir bebek masumiyetiyle ellerini uzatacak. Tanıştıracağım, "Bu Gülseren Mirici. 33 yaşında. Bu da Reşat Mirici. 37 yaşında. 7 yıl oldu evleneli. Reşat, Gülseren'in eli ayağı, Gülseren, Reşat'ın beyni kalbidir." Hikaye lafı benim ağzımdan alacak, kendi kendisini anlatacak: Gülseren'in hastalığı dokuz aylıkken fark edilmiş: Spinal kas atrofisi. Spinal omurilikten gelen demek. Atrofi ise gerilemek anlamına geliyor. "Gitgide eriyecek kasları. En fazla 10 yaşına kadar yaşar." denmiş. Ondan önce ablası aynı hastalıktan ölmüş, ama o yaşadı. Doktorlar yaşamasını mucize olarak değerlendirdiler. O ise "Mucizenin sahibi Allah." dedi. Hiçbir zaman yürüyemedi, ama normal sandalyede dik oturabildiği, ip atlayan arkadaşlarına ipi çevirdiği günler oldu. Liseyi bitirdi, on yıl santralcı olarak çal... Devamı

Ey Rahim, Bir Müjde Bırak Avuçlarıma...

2012-03-19 01:10:38
Ey Rahim, Bir Müjde Bırak Avuçlarıma... |  görsel 1

Ey RAHİM, Bir Müjde Bırak Avuçlarıma   Ey beytinde rızanı arayan kullarının Rabbi Allahım, ey Rahman Sol yanımda, sol elimde sevdiğimden armağan, ZAMAN ah zaman Ey sevdiğimden geriye kalan, bir lütuf, bir ikram en değerli armağan ZAMAN AH ZAMAN tüm acılara en güzel ilaç olan İlaç eyle Rabbim zamanı,  acılardan yüreklerimiz kavrulduğu  an Hızla yaklaşıyor sona saniye saniye kimbilir belki yakındır bayram Sağ yanımda, sağ elimde tesbihim, her bir tanesine adını koydum Adını her anışta titredi yüreğim, çağladım coştum, aşkınla doldum Ve her bir Esma ül hüsnaandan  medet bekledim kanayan yaralarıma Ey Rabbim, gelgitlerden kurtar bizi,  aydınlat karanlıklarımızı nurunla Açtım ellerimi sana, tüm yüzsüzlüğümle, yine kapına yine evine geldim Bilirim ki senden başka hiç kimsede yok dermanı, içimi yakan derdin Hatalarımdan utanarak, senden korkup ve senin rahmetinden umarak Bir af, bir rahmet, bir sekinet, bir müjde dileniyorum, Vallahi utanarak Dünya ve içindekileri al artık benden, kalbimi, yaşantımı seninle doldur Dünyaya bakan yüzümü, haramlarla kirlenen gözümü ne olur, Zatına döndür Zemzeminle sula içimin yangınlarını, ve serp yüreğime ateşlerimi söndür Tüm acılarda kederlerde ne olur sabrı indir üzerimize Soyundur bizi kötü ahlaktan, şirkten, hatadan, günahtan Takva elbisesi giydir tüm azalarımıza, yaşantımıza, yüreklerimize Ey Alim verdiğin ilmi dökmeyi nasip eyle amellerimize Ne olur Rabbim Beytinden ikram olarak rahmetini indir üzerimize Yıllardır huzur... Devamı

Ben Vazgeçmişken herşeyden...Bir Sen Vazgeçmedin Benden.

2011-12-18 19:45:00

Vazgeçtim.. Vazgeçemediklerimden Başıma gelmesinden korktuklarımdan Tüm keşkelerimden Tüm eksiklerimden ve tüm fazlalarımdan Fazla düzgün taraflarımdan Sevdiğim tüm arızalarımdan Fazla emek verdiklerimden Tüm iddialarımdan. Vazgeçtim... Verilmeyen sevgiyi almaya çalışmaktan Bedeli ödenmiş tüm bulduklarımdan Ücretini ödemeden alamadığım tüm sevgilerden Aramaktan korktuklarımdan Bilmek istemediğim tüm bildiklerimden Kendimi kandırdığım tüm yalanlarımdan Yıkmaya çalıştıkça önüme dikilen tüm duvarlarımdan Vazgeçtim...  Vazgeçtim... Yıllarca istediklerimden Beklediklerimden, Hayalllerimden, Düşlerimden, Umduklarımdan Kapısını defalarca çaldıklarımdan vazgeçtim Peşi sıra gittiklerimden Gözlerimi sıkıca kapatıp Gerçek olduğuna inanmak istediğim tüm yalanlarımdan Sevmediğim tüm doğrularımdan Vazgeçtim... Ama Bir sen vazgeçmedin benden Bir sen bekledin beni Bir sen dinledin Hiç ümidi kesmedin benden Her zaman için sesimi duyurabildiğim kapım oldun Tanıdık bir ses oldun yüreğimde Hiç bırakmadın beni bilmediğim yerlerde Yönümü hep seninle buldum Ben her vazgeçtiğimde Sen daha sıkıca tuttun ellerimden Daha çok sevdin sanki ve bunu hissettirdin Her acımda, her yıkılışımda bir Sen teselli ettin beni Ne ile teselli olacağımı Senden daha iyi bilen var Ya Rabbi ? Ey vazgeçtiğim her şeyden yeni umutlar Yaratan ! Ey kapanan her kapının anahtarını kudret elinde tutan ! Dua kapını bu günahkara hep açtın dua dua secdelere kapandım Ben senden ümüt kesme sınırında gelmişken, Sen iyi ki vazgeçmedin benden...Yüce ALLAHI'ım BANU YAŞAR ... Devamı

Dualarınız olmasa Allah'ın yanında ne değeriniz olurdu ki.!

2011-12-06 01:11:00

       Bir zamanlar arabayı çalıştırınca ikinci hamlem radyoyu açmak olurdu. Şarkılar en iyi yol arkadaşımdı. Arabada yalnızsam, yüksek sesle eşlik ederdim sanatçıya.  İşte uzun bir yolculuğa yalnız çıkmıştım. Yollar önümde uzayıp giderken birden gözüm arabanın saatine ilişti, yola çıkalı neredeyse iki buçuk saat olmuştu. Ben eskiden olduğu gibi şarkılara eşlik etmek yerine, yanaklarımdan süzülen yaşlar eşliğinde, yüksek sesle Rabbimle konuşuyordum. Ara ara cümlelerimin rengi değişiyordu. Biraz sitem ediyordum Rabbime,  biraz af diliyordum, biraz zaten El Habir olan Rabbime halimi arz ediyordum, en çokta utanç içinde, kendimi şikâyet ediyordum… Ey Âlemlerin Rabbi, ey Şu mahzun yüreğimin Rabbi, ey halimden ve hatalarımdan Haberdar olan Rabbim, ben asla nefsimi temize çıkaramam. Kulun başına gelen elleriyle ettiğindendir diyor boynumu büküyordum. Yaşadığım tüm olumsuzlukların, canımı yakan her acının müsebbibi olarak kendimi gördükçe, Rabbimden utancım bin kat artıyordu. Rabbimin gözünde bir saman çöpü kadar değerimin olmadığını düşünüyordum. Zira Allah kuluna zulmeder miydi? Önümde uzayıp giden yollardaki, gaza basıp giden her yolcunun ulaşmak istediği bir şehir, bir köy bir adres vardı. Ya benim..?         Bu hayat yolculuğunda nereden geldiğim belliydi ve yolumun nerede son bulacağıda; “(Bakara-28)- Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah’ı nasıl inkar ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En sonunda ona döndürüleceksiniz.”… “21/35- Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz... Devamı

5.mevsim

2011-11-14 15:30:00

Büyük sevdamdın Sessiz bir çığlıktı sevdan, yaralayan,kırık bir aynanın yansımasıydı sanki yüreğimde... Adını dahi koyamadığım bir eylemdin içimde... Umudumun direnci ,gizli sevdamın yoksul çiçeği... Küçücük yüreğimde, büyük sevdamdın. Depremden arta kalmış doğal felaketimdin.. Bir okyanusun en derin yanıydın, içinde kaybolduğum... Gökyüzünün en mavi katıydın erişemediğim.. Fırtınadan sonraki sessizliği yaşıyor şimdi kalbim, darmadağın ve çaresiz... Ben tıpkı kelebeğin ömrüne talibim şimdi ... Omzuna bir kez konmak için, Yada bir hafta sonra sessizce ölmek için... Çaresizliği bile güzeldi sevdanın, Beşinci mevsim gibi geldin kapıma , Dumansız, katıksız, berrak bir su gibiydin... Girdabında boğulduğumu şimdi anla... şimdi bana sorma beşinci mevsimde ne diye..."bilmiyorum illakide söyleyeceksin" dersen dinle bak ; hani bazen sessizce gidiyorsun ya, her şey donuyor aniden üşüyor yüreğim ellerim buz ama, ______sana KIŞ'sın diyemem hani, bir ses,bir nefes bekliyorum ne ses,ne nefes gelmiyor ya senden dökülüyor yüreğimin yaprakları ama, ______sana SONBAHAR'sın da diyemem hani, geliyorsun ya habersiz,aniden açıyor ruhumun çiçekleri gökkuşağı geçiyor üzerimden ama, ______sana İLKBAHAR'sın da diyemem hani, aşkın alevi sarıyor ya yanıyor yüreğim titriyor bedenim,nöbetlerdeyken ama, _____sana YAZ'sın da diyemem sen benim daha önce hiç görmediğim bilmediğim tatmadığım ve hiç yaşamadığım _____beşinci MEVSİM'sin.. Bundan sonra artık gecenin infazındayım.. Gözlerimde uykusuzluk, Çöllerimde susuzluk varken, Hep dudaklarında soluy... Devamı